Özel Arama

Çember ‘den kaçırılan çapın üçgendeki günlüğü

- Pi sayısı ile güzel bir ikili oluşturduğumuzu şimdi daha iyi anlıyorum. Biz güzel bir ikiliydik. Bana var olduğumu hatırlatıyordu. Birlikte güzel günler geçirmiştik, yuvarlak günler. Hayallerimiz vardı. Çemberin çevresini ölçecektik. Yoldan geçen kirişleri kovmayıp onlara su verecektik. Şimdi sesini duyar gibiyim. Ama biraz daha fazla bağırması lazım, çünkü burası çok gürültülü duyamıyorum.

- Yarıçapı altın üçgene koymuşlar, ille de altın demiş. Altın dememiş mi, dememiş. Ben desem mesela bir ilk yapmış olur muyum, olurum. O zaman hemen diyorum. Dedim. Duymadın mı? Hadi şimdi ikile.


- Bana şimdiye kadar işkence yapılmadı ama, üçgen içerisinde yaşayan kenarların hepsi çok sıkıcı. Açılarıyla hep iş konuşuyorlar. Konuşurken mimiklerini kullanmıyorlar, hem sonra taklit yetenekleri de yok. Düşün, fıkra bile anlatmıyorlar. Bundan büyük işkence olamaz. Kendimi okulda hissettim. Öğretmenlerimin yarısı bu haldeydi. Onlara acırdım çünkü bu halleriyle bize hayatı öğretmeye çalışırlardı. Bunları üçgendeki kenarlara anlatsam mı? Yok yok, anlamazlar.

- Bu üçgen hakkında her şeyi zorla öğrettiler. Halbuki ben daha önceden biliyordum numarası yaptım. Okulda öğrenmiştim dedim, inanmadılar. Şöyle bir gezintiye çıktık ve açılarının toplamının kaç derece olduğunu, alanının nasıl hesaplanacağını anlattılar. Ben bu bilgileri istemediğimi söylediğim halde devam ettiler. Önüme bidolu üçgen sorusu bıraktılar. Çöz çöz bitmiyor. Çözemediklerimi yemeği düşünüyorum ama bu seferde akşam yemeğimden olur muyum diye merak ediyorum. Bütün soruları düşünceli bir halde bitiriyorum. Okuldaki eğitim sisteminden bir farkı var mı buranın, karar veremiyorum.
Digg Google Bookmarks reddit Mixx StumbleUpon Technorati Yahoo! Buzz DesignFloat Delicious BlinkList Furl

0 elemanlı yorum kümesi: on "Çember ‘den kaçırılan çapın üçgendeki günlüğü"

Yorum Gönder

Yorumlarında isimler veya takma isimler mutlaka yer alsın. Türk diline aykırı olmasın. Şöyle olsun, böyle olsun.