Geometrik şekiller, eskiden beri müziğin içerisindeydi. Kare şeklindeki gitarlar, dikdörtgen haldeki orglar, daireler ile çevrili defler...Böylesine soyut kavramları somut hale getirip, üstüne şarkı söylemek, melodiler üretmek, üstelik alkış filan almak kolay iş değil. En az geometri derslerindeki formülleri ezberlemek kadar zor biliyorum. Ama tabi, gördüklerimiz, duyduklarımız ve hissettiklerimizle öğrenmek isteyen biz aylakları düşünen kimseler de var. İşte en yeni sintisayzır...

Reactable, masa büyüklüğünde, mavi parlayan, dairevi bir cam levha. Bir müzisyen, oyun planını andıran yüzeyin üzerine eğilmiş, küçük nesneleri hareket ettiriyor: Dörtgenler, diskler, zarlar... Nesnelerin arasında elektronik vuruşların ritmine uygun olarak parlak şimşekler çakıyor, dalgalar kabarıyor, eşmerkezli desenler beliriyor.
Klasik sintisayzırlarda her çıkış dalgası tuşa basılarak oluşturulurken, ReacTable'de daha bu aşamada bile karmaşık bir süreç işliyor: Masanın altındaki bir kamera saydam diskin üzerindeki her hareketi kaydediyor ve bu bilgileri ses üreten yazılıma aktarıyor. Diskin üzerindeki her nesne ses üretiminde farklı bir işlev üstleniyor. Kamera basık bir dikdörtgenin varlığını kaydedince yazılım bir sesle tepki veriyor örneğin. Dikdörtgenin çevrilmesi frekansı, dolayısıyla ses frekansını değiştiriyor. Köşeleri yuvarlatılmış nesneler ses filtresi işlevi görüyor, küpler de çevrildiğinde değişen ritimler oluşturuyor.
Cam yüzeyde ne kadar fazla sayıda obje hareket ettirilirse, ses yapısı o denli karmaşıklaşıyor. Masanın altına yerleştirilen bir projektör sintisayzır yazılımının ürettiği ve değiştirdiği ses dalgalarını tekrar diske yansıtıyor. Müzisyenler bu sayede kontrollü ses üretebiliyor, zira hangi nesnelerin birbirleriyle etkileşim içinde olduğunu ancak bu şekilde anlayabiliyorlar. [kaynak: geo türkiye via]